Google+ Dalgın Sular : Dalgın Sular'dan Bülent Somay

6 Ağustos 2013 Salı

Dalgın Sular'dan Bülent Somay


Bülent Somay
Evren genişliyor. Bir yandan da ufkumuz daralıyor; olabilecek herşeyin olduğunu, görülebilecek herşeyin görüldüğünü sanıyoruz giderek. İşte elimizdeki dünya bu; ister beğenin, ister beğenmeyin. 

“Ben başka dünya isterim!” diye tutturursanız, iyi ihtimalle yerinizde sayarsınız, muhtemelen de aşağılara yuvarlanırsınız, derine, iyi saatte olsunlarla ismi lazım değillerin yanına.

Bilmediğimiz dünya küçülüyor mu? Hayır, o bizim bilme, anlama, tanıma, anlamlandırma çabalarımıza kayıtsız; değişmiyor ya da değişse bile biz bunu bilmiyoruz, adı üstünde “bilmediğimiz dünya”

Fantezi bize gaipten haber vermez, tersine, bilineni, bilindiğini sandığımızı alır, hırpalar, tersyüz eder, içini dışına çıkarır ve yeni bir kılıkta önümüze koyar. O zaman biz de dünyaya yeni gözlerle bakmayı başarırız. (belki, İnşallah) “Çünkü” diyor Ursula Le Guin, “Fantezi elbette hakikidir. Olgulara dayanmaz ama hakikidir. Çocuklar bilir bunu. Yetişkinler de bilir, zaten çoğu bu yüzden fantazilerden korkar. Fantazideki hakikati, yaşamaya mecbur edildikleri ve kabullendikleri hayatın sahteliğine, kofluğuna, gereksizliğine, sıradanlığına karşı bir meydan okuma, hatta tehdit oluşturduğunu bilirler.

Ejderhalar, yeraltındaki hobbitler, dirilen ölüler, gücü her şeye yeten büyücüler, kötü kalpli cadılar, hepsi bize bu hayat hakkında bir şeyler söyler. Fantezi yazmak zordur, ama onu okumak ve dinlemek de zordur. Önce, bu hayatın olabilecek tek hayat, bu dünyanın olabilecek tek dünya olduğu hakkındaki önyargımızı bir yana bırakmamız gerekir. Önyargı ise daha tehlikeli bir düşmandır; çünkü içeridedir, görülmesi ve tanınması daha zordur.

Bülent Somay
Dalgın Sular 2. Sayı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.