Google+ Dalgın Sular : Dalgın Sular Basın Bülteni

10 Haziran 2013 Pazartesi

Dalgın Sular Basın Bülteni



Başlangıçta Karanlık Vardı!


Bu yaz şehrin suları dalgın akacak...

Bir buçuk yıldır üzerinde çalışılan, öyküsü onlarca kişi tarafından yazılan ve sayısı yüzlere varan destekçinin katkısıyla hazırlanan Türkiye’nin bu çaptaki ilk kolektif çizgi roman projesi nihayet raflardaki yerini alıyor.

Dalgın Sular projesi ilk olarak İskender Savaşır tarafından geliştirildi. Öncelikli hedef, çizgi roman motifini kullanarak travmatik deneyimler yaşayan gençler ve çocuklar için rehabilite edici bir iletişim ortamı yaratabilmekti. Ancak proje zamanla ve her yeni katılımla yeni şekillere ve işlevlere büründü.  Birbuçuk yılın sonunda Dalgın Sular, birbirlerini hiç görmeseler de birlikte çalışarak eğlenen ve öğrenen pek çok insanın ortaya koydukları bir yayına dönüştü.

Bu süreçte ortaya çıkan ürünü, kelimeleriyle, çizgileriyle, fiilen katkıda bulanların sayısı elliyi aştı katıldı; fikirleriyle, maddi destekleriyle katkıda bulunanların sayısı dört yüze yakın…

Başlangıçta Karanlık Vardı


Adapazarı’nda depremin yarattığı travmayı kendilerinden uzaklaştırmaya çalışanlar, Ayazma’da gecekondularının yıkılıp yerine devasa bloklar inşa edilmesine anlam vermeye uğraşanlar, Metris Cezaevi’nde hükümlü olarak bulunan çocuklar, tarihçiler, gazeteciler, yazarlar, çizerler, müzisyenler, çevirmenler, mahalle bekçileri, hocalar, öğrenciler, terziler, tasarımcılar, bankacılar, kırtasiyeciler, büyük ve küçük patronlar, işçiler, işsizler, çizgi roman sevenler ve çizgi roman sevenleri anlamaya heves edenler...

Hikâyenin hikâyesi alabildiğine gerçek olsa da, kendisi fantastik bir nitelik taşıyor ve İstanbul’da geçiyor:

Günün birinde, belki de 1980‘lerde, Haliç’teki temizlik çalışmaları esnasında makineler hassas bir şeylere dokunur. Zamanın dokusu yırtılır ve geçmişte yaşaması, çoktan ölmüş olması gereken insanlar belirmeye başlar İstanbul sokaklarında. Devlet yetkilileri, durumun bir tür bulaşıcı akıl hastalığı olduğunu söylerler önce. Sonra ölülerin belirsiz bir nedenle dirilip hayata karışmakta olduğunu fark eder ve bunu da ahaliden saklamaya karar verirler. Derken ölümü kilit altına alıp, dirilişi de kazançlı bir gösteriye dönüştürmek ikna olunası bir fikir olarak çıkar karşılarına. Dirilenler Tarihi Yarımada’da inşa edilen gettoda sergilenmeye başlarlar. Öte yanda, Ayazma adlı bir gecekondu mahallesinin hayatta kalma mücadelesi vardır. Dirilenlerin içine hapsedildikleri müzeyi yıkmak, gecekonduluların ise evlerinin yıkımına mani olmak için verdikleri mücadele Hızır’ın ve Gece Kraliçesi’nin gözetiminde, Yedi Uyurların müdahaleleriyle birleşir Dalgın Sular’da... Geçmiş ve bugün, özgür bir gelecek için işbirliği yapar... Onları durdurmak isteyen devletin en büyük zaafı ise kendisini var eden rasyonel çerçevenin dışına çıkamamaktır.

Dalgın Sular, öyküsüyle İstanbul’un tarihten bugüne geçirdiği değişime ve dönüşüme göndermelerde bulunuyor. Ancak hikâyenin öncelikli hedefi, bu çılgın dönüşümün travmasıyla başa çıkmak zorunda kalan İstanbullulara geçmişle ve bugünle hesaplaşabilecekleri bir rehabilitasyon zemini yaratmak. Bir başka deyişle, Dalgın Sular göçün, depremin, yıkımın ve yeniden inşanın, gündelik hayatın, siyasetin, tarihin her gün üzerimizde bıraktığı tortulara ortak bir anlam verme çabasından ibaret.

Haziran ayından itibaren haftalık dergi olarak yayın hayatına başlayacak olan Dalgın Sular’ı bayinizden ısrarla istemeyi ve çevrenizdeki insanlara tanıtmayı unutmayınız...

İletişim:


Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.